Bilindiği gibi “halk hayatını hareket haline getirerek eğlenmek ve kendi üzerine düşünmek için göstermeye çalışan geleneksel dram sanatına ‘halk tiyatrosu’ adı verilmektedir.” Genelde, gölge oyunu (Karagöz), orta oyunu, kukla, meddah ve köy seyirlik oyunları olarak beş kısımda incelenen geleneksel halk tiyatrosu, içerisinde seyirlik oyunlar- köy oyunları ve halk tiyatrosu geleneğini içerecek biçimde hem sözsüz hem de söze dayanan dramatik nitelikli oyunlar -için kullanılmaktadır. Geleneksel Türk tiyatrosunun gerek kırsal gerekse kentsel kesiminde görülen türlerinin ortak özelliklerinin başında, doğaçlamaya dayanması, belirli bir tiyatro yapısı ya da sahne gerektirmemesi, şarkı, dans, söz oyunları ve taklidin bu oyunların vazgeçilmez öğeleri olması gelmektedir.

20. Yüzyılda Gaziantep il merkezinde oynanan seyirlik kadın oyunlarının özetlendiği bu çalışmada seyirlik oyunlarının, halk tiyatrosu içerisindeki yerine kısaca değinilmiş, oyunlar özetlenmeye çalışılmıştır. Gaziantep Seyirlik Kadın Oyunları bilimsel sınıflamada, halk tiyatrosu içerisinde köy seyirlik oyunlarına çok yakın bir yerde olmasına rağmen, köy seyirlik oyunlarından bir hayli farklıdır. Yörede “oyun çıkarma” denilen bu oyunların konusu genelde kent yaşamına yöneliktir. Herhangi bir takvime, olaya, törene bağlı olmadan gerçekleşmektedir.

Oyunlar özel olarak düzenlenmezler, “gece oturması” “kuduz kına gecesi” veya “sıra gecesi” adı verilen gece toplantılarında gerçekleştirilirler. Gecelerin adı konulmuştur, takvimi oluşturulmuştur ama hangi oyunun oynanacağı- hatta oyunun oynanıp oynanmayacağı da- belli değildir. Önce “hoş geldiniz” “hal hatır sorma” ve ikram gerçekleşir. Ortam “oyun çıkarmaya” uygun ise oyunlar gerçekleşebilir. En önemli husus orada bulunanlar arasında “oyun çıkarabilecek” kadın veya kadınların olması birinci koşuldur. Oyunların daha önceden organize edilerek gerçekleştirildiği tek toplantı “Kuduz Kına Gecesi” dir. Bu özel gecede hangi oyunlarının oynanacağı önceden planlanır. Çünkü rüyasında köpek tarafından ısırılan kişi için düzenlenen “Kuduz Kına Gecesi”nde O kişinin hiç uyumaması gerektiğinden oyunlar çok, eğlenceler çeşitli olmalıdır.

Oyunlarda tiyatronun temel unsurları oyun yeri, seyirciler, oyuncular, dekor vs. hepsi mevcuttur. Oyun yeri kapalı mekanlar yani evlerdir. Seyirciler o anda orada bulunanlardan oluşur. Belli bir yaş grubuna yöneliktir denilebilir. Genelde seyirciler genç kadınlardan oluşur. Orta yaşlı-yaşlı kadınlar veya çocuklar azınlıktadır. Oyuncular orada hazır bulunan kadınlardan bir ya da birkaçıdır. Oyunlar için yöneticiliği üstlenecek deneyimli “oyun çıkarıcı” ve ona yardımcı olabilecek oyunu bilen yardımcı kadınlar bulunurlar. Bu yetenekli kadınlar yakın çevre tarafından da bilinmektedir. Örneğin kadınlar “Güceylinin Fatması iyi oyun çıkarır. O’nun olduğu toplantılarda mutlaka oyun olur” derler. Oyuncu kadınlar ana teması belli olan oyunun senaryosunu rol alacak oyunculara aktarır, oyunu kurgular ve yönetirler. Kadınların çoğu rol almaya da isteklidirler ama oyunu bilmeyen veya tiyatral yeteneği olmayan kadınların rol almaları pek hoş karşılanmaz.

Oyunların konuları çok sade, basit ve didaktiktir. Kadınlar günlük tasalarını, sevinçlerini, korkularını bu oyunlarda serbestçe dile getirirler. Oyunların ait olduğu zaman diliminde adet, gelenek ve göreneklerin, aile kurumu üzerindeki baskılarının daha yoğun olduğu söylenebilir. Genellikle kalabalık aile bireyleri aynı evi paylaşmaktadır ve elbette bu pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlar hemen hemen tüm oyunların konularını oluştururlar.

Sevgi, aşk, evlilik, ayrılık, çok eşlilik, sadakatsizlik, hastalık, yoksulluk, ihanet, görgüsüzlük, ahlaksızlık, hırsızlık, yalancılık, kuma/nöker en fazla işlenen konulardır. Oyunlar ortama veya oyuncuların yeteneklerine göre eklemelerle uzatılabilir veya kısaltılabilir. Çocukların bulunduğu ortamlarda cinsellik üzerine, kayınvalidelerin bulunduğu ortamlarda onları kıracak/üzecek espriler yapılmaz. Oyunlarda dans, müzik, şiir ve taklit iç içedir ve tespit edilen oyunlardan sadece kuma oyunlarının ile “ölü oyunu” dramatik oyunlardır.

Oyunlar için özel dekora gerek yoktur, odaların/salonun dekoru yeterlidir. Oyuncuların rahat hareket etmesi için gerekirse bazı eşyaların yeri değiştirilir. Oturma düzeni genelde, yere serilmiş halıların, kilimlerin üzerine minderler veya sandalyeler konularak gerçekleşir.

Oyun için özel kıyafetlerin hazırlanmaz, eldeki malzemelerle yetinilir. Aksesuarlar ve makyaj kostümden daha da önemlidir. En fazla kullanılan eşyalar arasında etek, pantolon, şalvar, ceket, çarşaf, cübbe, eşarp, atkı, şapka, kuşak, tespih, mendil sayılabilir. Makyaj için kadınlar kendi kullandıkları ürünlerin yanı sıra çocukların boya kalemlerini, tebeşirlerini, evde bulunan kömür, un, yün gibi malzemeleri kullanırlar.

Gaziantep il merkezinde 1925-1960 yılları arasında oynandığı tespit edilen seyirlik kadın oyunlar şunlardır. Deli Kıza Düğür Gelmiş, Kız Sana Düğür Gelmişler, İki Yüzlü Komşu Kadın, Düğürcü-Kekeme Kız Oyunu, G’arı Kıza Tepsi Gelmiş (Sürütme) Oyunu, Eşgili Oyunu, Komşunun Oğlu, Karnım Kaç Aylık?, Karaoğlan Oyunu, Ölü Oyunu, Nökerim Şekerim Oyunu, Hacı Oyunu.

Oyunların hepsi ayrı makalelerin konusu olup “20. Yüzyılda Gaziantep’te Eğlence Hayatı” adlı kitapta ayrı ayrı açıklanmıştır. (1) Bazı oyunlarda müzik vardır. Müzik darbuka ve tef eşliğinde gerçekleşir. Bazen köfte leğençesi ve yemek kaşıkları da ritm için kullanılır. Müzik hem oyunu hareketlendirir, hem seyircileri neşelendirir ve seyircilerin oyuna aktif olarak katılmasını sağlar. Bazı seyirlik oyunların kendi özel mani veya türküsü vardır. Örneğin, Karaoğlan, Karı Kıza Sini Gelmiş (Sürütme) oyunları gibi. Oyunlarda küçük değişiklikler yapılsa bile müzikle eşleşen kurgunun dışına pek çıkılmaz. Seyirlik oyuna ait türkü, mani olmasa bile oyundan önce veya sonra türkü veya maniler mutlaka söylenir. Oyuncu kadın/ kadınlar darbuka ve tef eşliğinde türküyü söylerken nakarat kısmında seyirciler onlara eşlik ederler.

Sadece eğlence amaçlı görünen bu oyunların eğitici ve öğretici fonksiyonlarının yanı sıra kültür kalıplarının yeni kuşaklara aktarılmasında ne kadar önemli olduğu bilinmektedir. Asya’dan Anadolu’ya, beyliklerden imparatorluğa, imparatorluktan, cumhuriyete tarihsel, kültürel süreçleri içinde yüzlerce yıldan, binlerce yıldan beri günümüze kadar varlığını etkileyerek, etkilenerek, gelişerek, geliştirerek sürdüren oyunların pek unutulmuştur ya da unutulmak üzeredir. Sosyal normlarla çevrili, çeşitli pratiklerle örülmüş seyirlik oyunlar bize ait olduğu zaman diliminin kültür kalıplarını, sosyal, kültürel, ekonomik, sosyolojik, dini bilgilerini aktarır. Aktarılan bu zengin miras elbette geleneksel halk tiyatrosunda da yansımasını bulmaktadır. Gaziantep kent merkezinde, sadece kadınlar için, kadınların sorunlarına yönelik, kadınlar tarafından üretilen bu özel halk seyirliklerinin, halk bilimi disiplini içerisinde konumlandırılması, otantik haliyle yapay ortamda da olsa kayda alınması ve modern tiyatromuz olanaklarıyla yeniden yorumlanması kültürümüz açısından çok önemlidir.

  • 20. Yüzyılda Gaziantep’te Eğlence Hayatı, Gaziantep Üniversitesi Vakfı Yayını, Gaziantep, 2002, s. 47-50.

Yazarın notu: Bu yazı için, Motif Vakfı (Motif Halk Oyunları Eğitim ve Öğretim Vakfı) ile Yedi Tepe Üniversitesi’nin 25-27 Aralık 1988 tarihlerinde birlikte düzenlediği “Halk Kültüründe Tiyatro Uluslararası Sempozyumu”nda sunulan “Gaziantep İli Seyirlik Kadın Oyunları” başlıklı makalemden yararlanılmıştır.