Yaklaşık 25-30 yıl önce şehir dışına ailece yaptığımız bir yolculuk sırasında kaza geçirmiş ve arabamızın kaportasında ciddi hasar oluşmuştu. Arabayı bulunduğumuz yere en yakın şehirde bir tamirciye götürdük. Usta aracın plakasını görünce hasarı incelemeden bize şöyle dedi: “Ben bu arabaya dokunamam. Gaziantep’te bu işi benden çok daha iyi yapan ustalar var. Sonra bana küfrederler.”
O gün bu söz beni hem şaşırtmış hem de gururlandırmıştı. Çünkü ben ve eşim Gaziantepli ustaların maharetini biliyorduk ama ustalarımızın ününün Gaziantep’ten kilometrelerce uzak bir şehirde tamirci ustasına nasıl ulaştığına şaşırmıştık. Demek ki sadece bizim bildiğimiz bir gerçek değilmiş; Gaziantep’e dönüşümüzde ustalarımız arabamızı o kadar güzel tamir ettiler ki. “Acaba ustalarımız bilgi ve deneyimlerini yeni nesile aktarabilmişler mi? Gaziantepli ustalarımızın ünü hala devam ediyor mu? “Diye düşündüm.
Bugün teknoloji çok hızlı gelişiyor. Yapay zekâ hayatımıza giriyor. Makineler daha akıllı hâle geliyor. Ancak bütün bu gelişmelere rağmen hâlâ iyi ustalara ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü bazı bilgiler kitaplarda yazmaz.
Bazı tecrübeler sadece yaşayarak öğrenilir. Sanayicilerden sıkça duyduğumuz bir cümle var “Makine buluyoruz ama usta bulamıyoruz.” Bu cümle aslında sadece bir iş gücü sorununu anlatmıyor. Aynı zamanda bir kültürün nasıl değiştiğini de gösteriyor. Meslek liselerine bakışımızı, gençlerin üretime yaklaşımını ve ailelerin çocuklarının geleceğiyle ilgili tercihlerini yeniden düşünmemiz gerektiğini söylüyor.
Bugün sessiz ama önemli bir değişimin içindeyiz. Ustalar azalıyor. Birçok işletme nitelikli eleman bulmakta zorlanıyor.
Belki de farkına varmadan sadece insan kaybetmiyoruz; yılların birikimini, tecrübeyi ve üretim kültürünü de kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Çünkü ustalık sadece bir işi yapmak değildir. Ustalık; sabırdır, deneyimdir, öngörüdür. Bir makinenin çıkardığı sesten problemi anlamaktır. Bir malzemenin kalitesini dokunarak fark etmektir. Yılların tecrübesiyle en doğru çözümü bulabilmektir.
Eskiden bir meslek öğrenmek, sadece para kazanmanın yolu değildi. Bir usta, çırağına yalnızca işi öğretmezdi; hayatı da öğretirdi. Sabretmeyi, dürüst olmayı, emeğe saygı duymayı, yaptığı işin arkasında durmayı…Çünkü bu topraklarda yüzyıllardır süregelen Ahilik Kültürü vardı. Bildiğiniz gibi Ahilik sadece bir esnaf teşkilatı değildi. Bir meslek ahlakıydı. Bir dayanışma kültürüydü. İyi insan yetiştirmenin de bir yoluydu.
Teknoloji gelişir, makineler değişir, farklı üretim yöntemlerine dönüşür. Ama işini sevgiyle yapan, emeğine değer veren ve bilgisini paylaşan insanların yerini hiçbir şey dolduramaz. Gaziantep’i Gaziantep yapan yalnızca fabrikaları, ihracatı ya da markaları değildir. Bu şehri farklı kılan, yaptığı işe imzasını atan ustalarıdır.