Bir zamanlar ülkemizde TV’den izlemek için herkesin heyecanla beklediği, yarışmaya katılımcı olmak için aday olmanın bile çok önemli olduğu Avrupa’nın en eski şarkı yarışması olan Eurovision şarkı yarışması vardı. Yarışma ilke defa 1956 yılında Avrupa Yayın Birliği tarafından her yıl düzenlenen, dünyanın en uzun süreli TV müzik yarışması olarak yer almaktadır. Ülkemizde yarışma aday adaylığı sonrasında adaylık ve yarışma süreçleri TRT tarafından organize edilir, o dönemin tüm dergi ve gazeteleri bu konuyu haftalarca gündemde tutar, herkes heyecanla radyolaradan ve çok kısıtlı olarak TRT yayınlarından aday parçaları dinlemeye çalışır ve fikirler her mecrada ifade edilirdi. 1980 yılı Eurovision şarkı yarışmasının Türkiye temsilcisi de dönemin ruhuna uygun olarak Ajda Pekkan tarafından seslendirilen içinde oryantal figürlerinde olduğu “Petr’oil” şarkısı ile temsil edilmiş, ancak beklenen başarı gerçekleşmemiş 23 puanla 15. Sırada tamamlayarak tarihte yerini almıştı.
Yeni yılın başında zor geçen bir 2025 yılı sonrası ekonomik olarak 2026 yılına büyük ümitlerle başlamıştık, TCMB politika faizinde gerçekleştirdiği ardı ardına indirimlerle birlikte, esas serbest piyasadaki faizleri belirleyen tahvil faizlerininde geri gelmeye başladığı bir yıla başlamıştık. Aralık sonunda %35,54’e kadar gelen 2 yıllık tahvil faizleri, 28 Şubat 2026 günü ABD ve İsrailin oluşturduğu koalisyonun nükleer silah edindiği, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürdüğü gerekçesiyle başlayan savaş, İran’ın bölgede bulunan ABD ve İngiliz üslerininde yer aldığı Ürdün, Suriye, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kıbrıs Rum kesimine düzinelerce balistik füze ve İHA’larla saldırı başlattı. Bu süreçte Hürmüz boğazından geçecek ABD ve İsrail koalisyonuna direkt veya dolaylı olarak destek veren ülkelerin petrol gemi geçişlerine müsaade etmeyeceğini açıklaması sonrası petrol fiyatları hızla tırmanmaya başladı.
Savaş öncesi 70 USD civarında olan petrol varil fiyatı mart ayı içerisinde 118 USD’yi görerek rekor kırdı, bu durum tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizide derinden etkiledi, yazının yayına hazırlandığı sırada 15 günlük ateşkes döneminde olmamıza rağmen 95-96 usd seviyesinde hala yüksek olarak seyretmektedir. Türkiye’nin 2025 yılı toplam enerji ithalatı 48,9 mia USD civarında, petroldeki her 10 usd artış yıllık enflasyona 1 puan ilave ediyor.
Savaş başlar başlamaz TCMB haftalık repo ihalelerini iptal ederek bankalara düşük fiyatlı TL fonlamayı durdurmuş oldu. Bu hamle ile aslında örtülü bir faiz arttırımı yaptı. Bu şekilde bir hamle ile piyasanın dövize yönelmeside engellenmiş oldu. Tabi bu durum kredi piyasasını çok olumsuz etkiledi, TCMB’nin bu hamlesi sonrası bankalar bu durumu 1 adım daha iler götürerek rekabeti bir yana bırakıp hem likiditeyi tutmak hem de piyasaya verdiği likiditeyi daha pahalı satarak bu durumdan ilave kar çıkarmaya çalıştı.
Petrol fiyatları gözümüzün gördüğü her şeyi yuları yönlü fiyatladı, malum petrokimyanın olmadığı hiçbir sektör yok, hiç alakası olmayan sektörleri bile lojistik taşıma tarafında ilave maliyetlendiriyor. Hükümet artan petrol fiyatlarının pompa satış fiyatlarına olan etkisini azaltmak amacıyla eşel mobil sistemini devreye sokarak fiyat artışlarını sınırlamaya çalıştı, ÖTV sıfırlanmasına rağmen 87 TL’leri gören mazot tüm piyasayı allak bullak ediyor.
TCMB 12 Marttaki faiz toplantısında haftalık repo faizini sabit tuttu. Enflasyondaki sınırlı iyileşmeye rağmen Hürmüz boğazı kontrolü ve petrol fiyat artışı beraberinde navlun ve gübre fiyatları artışından kaynaklı olarak fiyatların volatil olması TCMB’nin elini zayıflatıyor.
Para piyasalarında bu şekilde hareketlilik devam ederken reel piyasalarda tabiri caizse kan gövdeyi götürüyor. Petrol fiyatına bağlı olarak plastik, ambalaj ve tekstil sektörünün ana hammaddesi PP’de ciddi dalgalanmalara sebep oldu, fiyat neredeyse iki katına çıktı, üstelik fiyat belirleme süreleri 1 saate kadar düştü.
Savaşın seyri yukarıda ifade ettiğimiz TCMB’nin, enflasyon rakamlarının dolayısıyla vatandaşın tüm hayatını etkileyecek gibi gözüküyor, bugünden önümüzü görebilme imkanımız yok ama her türlü senaryoya hazır olacak bir yaklaşımın sergilenmesi gerekiyor.
Tüm dünyada devam eden savaşın etkisi ile enflasyon beklentilerinin yükselmesi nedeniyle altında zayıflama devam ediyor. Piyasalar 2026 yılında enflasyonun yukarı yönlü olmasını altın tarafında net olarak fiyatlıyor diyebiliriz. Ancak altın tarafında daha farklı bileşenlerde ONS tarafını harekete geçirebilir. Hala tüm dünya merkez bankaları altın alımına devam ediyor.
Yazının yayına hazırlandığı günlerde ateşkes devam ediyor, ancak Pakistan’da ABD ve İran’lı üst düzey yöneticilerin katıldığı yaklaşık 2 gün süren barış görüşmeleri de olumsuz sonuçlandı. Bu durumun ortamın tekrar ısınacağını petrol fiyatlarındaki ateşkes kaynaklı gevşemenin sona ererek tekrar 100 USD’lerin üzerine çıkması bekleniyor.
Hükümet uluslararası firmaların Ortadoğu’da bulunan yatırımları ve Ortadoğu ülkelerindeki yatırımcıların ülke dışındaki yatırımları ülkemize çekecek bir dizi düzenleme yapacağı, bununla ilgili TBMM’de yasa değişikliği için düğmeye basıldı gelen haberler arasında. Nisan Ayı TCMB toplantısı 22 Nisan’da gerçekleşecek, beklentiler TCMB’nin politika faizini sabit tutacağı, ancak bazı regülasyonlarla sıkı para politikasını devam ettireceği yönünde, burada en önemli etken ateşkes sonrası sıcak çatışmanın devam edip etmeyeceği tabi, gönlümüzden geçen tabi ki savaşın bir an önce bitmesi, devamında yaklaşık 2,5 yıldır devam eden program ile artık tam olarak köşeye sıkışan ekonominin tüm bileşenlerinin rahat bir nefes alması, depoları doldurmayı unutmayın, sağlıcakla kalın.